Zeki olmaktan vazgeç

Dünyada, yere bir kutu kürdan boşaltıldığında tam olarak kaç tane olduğunu bir anda söyleyebilen insanlar var; fakat, aynı insanlar sokak ortasına bırakıldığında kendi evlerinin yolunu bulamıyor ve normal bir hayat sürdüremiyorlar. Bu, beyninin zeka kısmında aşırılık ama akıl kısmında sıkıntı olan insana örnektir.

Buna karşılık telefon numarasını bilmeyen Einstein, “bir not defterinin yapabileceği işi beynime yaptırmam” demiştir. Bu da hem çok akıl hem de çok zekaya bir örnektir.

Akıl ile zeka arasındaki fark budur.

Ne kadar çok şey ezberleyebildiğimiz, aklımızdan kaç basamaklı işlem yapabildiğimizin günlük hayatta bir karşılığı yoktur. Aksine, beynin depolama kısmını genişletir, kullanacağımız kısmını tembelleştirir.

İnsan sosyal varlıktır, sosyal düşünce yapısına akıl diyebiliriz.

Zeka mermi gibidir. Çok olsun isteriz ama zekanın büyük kısmı doğuştandır. Boşuna uğraşırız. Zeka sandığımız çoğu şey beyne gereksiz iş yaptırmaktır.

Akıl ise silah gibidir. Kullanmayı bilince tek bir mermi ile doğru hedefi vurabilirsiniz. Zeki kişiler arka arkaya defalarca ateş ederken siz tek bir domino taşına dokunmuş kadar enerji harcar ve her şeyi devirir, amacınıza ulaşırsınız.

Okul hayatının başından itibaren yanlış şeylerle övünür olduk. Akıldan kaç basamaklı işlem yapabildiği ile, Osmanlı’nın tüm padişahlarını, en meşhur şairlerin en meşhur şiirlerini ezberinde tutmakla övünerek Fen Lisesi kazanana kadar gereksiz şeylerle beynimi yordum. Üniversitenin hemen başında artık zeki olmaya çalışmamaya karar verdim. Notları ezberleyemez, benim sorulmasını istediğim soruların sorulduğu sene gelene kadar dersleri geçemezdim. Ama buna karşılık istediğim an istediğim şeyi yapabilir, öğrenebilir, başarabilirdim.

Bugünkü işimde -mesela- grafik bilen çalışma arkadaşlarına ihtiyaç duyuyorum. Bölümünün birincisi arkadaş bile gelse bildiği sadece program oluyor. Tercihleri ona bıraktığımda, müşterinin ya da projenin ihtiyacı olan şeye karar verip sıfırdan çalışma üretecek fikri olmuyor. Ancak ona tek tek anlattığımda ortaya güzel bir şey çıkarabiliyoruz. Çünkü, estetik gözü okulda öğretilmiyor, belirli bir kitapta bulunmuyor. Okuyarak, çalışarak ve keyif alarak oluyor.

Ken Robinson diyor ki; “Dünyada bir işte en iyi olan insanlara ihtiyaç kalmadı. En iyi çok ender lazım olur ve gerektiğinde satın alırsınız. Ama birden fazla disiplini bir araya getirebilen insanlara her yerde ihtiyaç var.”.

Okullar ise akla değil zekaya önem verir. Gerçek hayatta az bildiğiniz konuda dahi esnek kullanabildiğiniz bir aklınız varsa bir yerden kitap çeker, bir hesap makinesi alır veya o işi en iyi yapan kişiyle arkadaş olur, bir kahve içerken sorunu çözersiniz. Ama sınavda sizden istenen tüm formülleri aklınızda tutmanız, belirli zamana sıkışmanız, kimseye veya kaynaklara bakmamanız ve belki de hesap makinesi, bilgisayar dahi kullanmamanızdır. Gazali der ki; “İlim ezber edilen şey değil, temin edilen faydadır.”

Steve Jobs, ne iyi bir elektronikçi ne de iyi bir programcıdır. Ama zevklerini, tutkularını ve estetik görüşünü inanılmaz geliştirmiştir. O, bir şeyin hayatta ne işe yaradığını bilendir. O tarif eder; Steve Wozniak yapar, Jonathan Ive yapar. O, elektronik dehası olmak zorunda değildir. Zeki olması gereken Wozniaktır. Steve Jobs’un akıllı olması yeterlidir.

Bu akıl, Steve Jobs’u hangi sektöre girerse girsin başarılı yapmıştır. Bilgisayar, Müzik, Sinema sektörlerini değiştirmiş, App Store satış sistemini icad etmiştir. Elektronik, Grafik ve Elektronik konusunda dünyanın en zeki insanlarının hayal edemeyeceği şeyler yapmıştır.

Bill Gates der ki; “Başarımı kendimden zeki insanlar çalıştırmaya borçluyum.” En zeki insanlar en akıllı insanların altında çalışırlar.

Zeka gösterisi günlük hayatta olumsuzdur. Savaş Sanatı’ndaki kanunlardan biri, etrafındaki insanların dikkatini çekecek kadar zeki olmamaktır. Yükselmek isteyen kişi, talihsiz bir şekilde zekiyse bunu saklamalıdır. Ama çok zeki ve az akıllı kimse bunu saklayamaz, göstermek ister. Zeka saklamak; akıllı kişinin hüneridir.

Schopenauer “Bir toplumda sevilmenin yolunun akıl ve zeka göstermekten geçtiğini zanneden kimse ne kadar acemidir” der.

Zeki olmaya çalışmaktan vazgeçelim. İnat etsek 20 yılda bir ansiklopediyi ezberleyebiliriz. Ama hayata bırakıldığımızda bu hiçbir işimize yaramadığı gibi pek çok olumsuz yönü olur. Bilgisayarın, not defterinin yapabildiği işi yapmaya çalışmayalım. Kişisel kütüphanemiz, arşivlerimiz kolay ulaşma yollarımızda olsun. Mesela Dropbox’ımızda olsun.

O işin okulda, kursta, derslerde öğreneceğini sananlar kitabı baştan açıp kullanması gerekecek gerekmeyecek her şeyi öğrenedursunlar. Siz ise önce başlayın, sonra öğrenin. Her karşılaştığınız hatada ne yapacağınızı bilirseniz çok az şey öğrenerek, beyni çok az yorarak çok fazla üretkenliğe kavuşabilirsiniz.

İşin kitabını açmak, programı öğrenmek, ezberlemek kolaycılıktır. Zor olan; yolu belli olmayan akıl çalışmasıdır. Pek çok kitaba bakarak, yaşayarak, sosyalleşerek edinilebilecek tecrübelerdir akıl.

“Tüm vaktinizi çalışmaya adamak tembelliktir.”.

Aklın kitabı yoktur. Akıl linear olarak artmaz, organik olarak değişir. Etkili kullanılamayan her silah, kitap, bilgi yüktür. Başkalarının hiç kullanmadığı, insanlık tarihindeki en özgün akla sahip olabilirsiniz. Ancak her zaman sizden zeki birileri olacaktır. Sadece öğretilen şeyleri yapabiliyorsanız hayatta yeriniz bellidir, ama her şeyi öğrenebiliyorsanız nerede isterseniz orada olursunuz.

“Zeki başkalarının vuramadığı hedefi vurabilen, akıllı başkalarının göremediği hedefi vurabilendir.”