Sosyal internetin doğuşu

Önceki akşamki sınıf buluşmasına herkes gitmiş ve siz gitmemişseniz, ertesi gün herkes aynı şeyi konuşurdu, siz dışarıdan dinlerdiniz. Ya da dün akşamki maçı izleyenler ertesi gün aynı konu hakkında görüşürlerdi.

Tarih boyunca insanların ayrıldığı ve birleştiği ortamlar hayatın gündemini şekillendirdi.

Sonra lisede bir hocamız bizlere e-posta adresleri almamızı söyledi. Bir öğretmenin bana verdiği en büyük tavsiye idi. Şubat tatilinde ödevimizi mailimizden okuyup yaptık. Bu arada birbirimize mailler gönderdik.

O hafta okula gittik. Ertesi hafta internet cafelere gidip birbirimize gönderdiğimiz şeyleri okuduk. Sonra her hafta yeniden böyle devam ettik. Ama yine de birimize yazdığımızı sadece diğeri görüyordu. Sosyal hayat henüz herkese açık bir şey haline gelmemişti.

Bir gün ben web sayfası yapmayı öğrendim. Sınıf arkadaşlarımız için bir sayfa tasarlarım. Herkese linkini verdim. Bilgisayar dersinde açtık, herkes orada yazdıklarımı okudu. Dahası, evindeki bilgisayarda okumuş olan da vardı. İşte şimdi bir şeyler değişiyordu. İnsanları yüzyüze görmeden önce de herkese açık yayın yapmış ve ortak gündem belirlemiş olmak.

Yıllar geçti…

Neden Trabzonspor’u tuttuğumla ilgili mantıklı ve duygusal sebeplerin bir arada olduğu bir yazı yazmıştım. Sevdiğim futbolcu “Yattara” için futbol klipleri hazırlamıştım. Bir şekilde bunlara ulaşanlar web siteme, kişisel bilgilerime ulaşabiliyorlardı. Video pek çok kez izlendi, yazı pek çok yere yayıldı. Henüz Facebook yoktu ama bilmeden sosyalleşiyorduk, Facebook’un tam da icad edilmesi gereken şartları oluşturuyorduk.

Birgün üniversite kantininde bir kişi selam verdi. Beni internetten tanıdığını söyledi. Yazılarımı okumuş, videolarımı izlemişti. Karadenizin uzak bir ilinden birisi, aynı fakültede okuduğu kişiyi internet üzerinden buluyordu. İnternet her yerden daha yakındı.

Bir şeylerin değiştiğini o zaman anladım. İnternet sandığımız gibi bir şey değildi, bambaşka bir yere doğru gidiyordu. Web sitelerimden arkadaşlarımın pek haberi yoktu ama günün birinde onların sitelerinden, memleketteki ailemden her an haberdar olacaktık.

Facebook çıktığında, bunun gerçekleştiğini anlamadım. Ancak 6 ay sonra uyanabildim ve reklamdan para kazandığım onca sitemden vazgeçip Facebook’a taşıdım, yatırımlarımı sosyal medyaya yapmaya başladım.

Sosyal hayatın internete taşınması ve hatta gerçek hayattan daha fazla internet üzerinde yaşanması gözlerimizin önünde gerçekleşti. Bunun gerçek manası üzerine düşünen kişiler, her bir cümlede tarihe not düştüğünü ve kalıcı bir yere iz bıraktığını farkettiler. Hayatlarını sosyalleşerek kolaylaştırdılar.

Evinden çıkmayan ama dünyanın tanıdığı insanlar da türedi, normalde kimseyle konuşamayıp internette fenomen olanlar da. Herkese ulaşabilme özgürlüğü yaşamın kendisine müdahale etti. İnsanlara bir kimlik oluşturma, profil sahibi olma şansı tanıdı. Uzakları yakınlaştırdı. Dünya üzerindeki herkesin gözlerini aynı yere odakladı. Biz de buraya kendi elimizle hayatlarımızı, fikirlerimizi yükledik. Klavyelerimiz sesimiz oldu.

Cep telefonundan ulaşılabilen ve hiç kopmayan bir iletişim içinde kendi kanallarımızda kendi hayatlarımızı yayınladık. Ve insanlık tarihinin küçücük bir parçasında, geçmişin tamamını unutturup yepyeni bir çağ yaşamaya başladık.