Ofsayt Nedir

18 senedir öğrenciyim, ofsayt teriminin ne olduğu Türk Eğitim Sistemi’nde okutuluyor olsa aynen şöyle olur…

İlkokulda şu cümle çocuklara ezberletilir; “Karşı takımın kale çizgisine top ve rakipten daha yakın olursa olursa ofsayt olur.”. Sınavlarda aynen istenir. Sınıftaki öğrenciler bu cümleyi ezberlerler. Bikaç tanesi cümlenin ne demek istediğini anlayacaktır ve belki de sadece bir tanesi ilkokuldan mezun olduğunda ofsaytın ne demek olduğunu öğrenecektir.

Ortaokulda aynı konu tekrar işlenir, çünkü ilkokullara kafa karıştırmamak için yeterince değinilmemiştir, ortaokullara ise tekrar gösterilmek zorundadır çünkü hiçbiri ofsaytın ne demek olduğunu bilmemektedir. Müfredat muhtemelen şu şekilde olacaktır;    “Karşı takımın kale çizgisine top ve rakipten daha yakın olursa ofsayt olur ancak şu hallerde ofsayt değildir; kendi yarı sahasındaysa ya da, kaleci hariç bir diğer oyuncuyla aynı hizadaysa ya da diğer iki rakip oyuncuyla aynı hizadaysa.”. Öğrenciler sınava çalışırken buradan iki tane soru çıkaracaktır; ofsayt nedir, hangi hallerde ofsayt olmaz. Bunları ezberleyip sınava girecekler, sınavdan çıkar çıkmaz da unutacaklardır. Liseye giriş sınavında muhtemelen şöyle bir soru gelecektir; “aşağıdakilerden hangisi ofsayt sayılmayabilir de?”…

Öyle ya da böyle liseye geldiğimizde gerçekten konuya ilgi duyan bir iki öğrenci hariç kimse ofsaytın ne olduğunu bilmemektedir.  Bazı liselerde hocalar, çocuklar buraya kadar olan kısmı bile hatırlamadıkları için buraya kadarki konuları göstermekle yetinirler. Özel okullarda üniversite giriş sınavlarında çıkacak ek durumlar öğretilir; “Şu durumlarda oyuncu ofsayt verilerek cezalandırılır: oyunu engellerse ya da, rakibini engellerse ya dau pozisyonla kazanç sağlarsa.”. Süper liselerde ofsaytın İngilizce “Off side” kelimelerinden geldiği öğretilir. Belki birkaç lisede veya fen Liseleri’nde futbol konusu işlenerek kaleci veya forvet gözünden gerçekten anlamaları sağlanabilir.

Üniversiteye gelindiğinde hoca onlarca yıldır aynı notlardan ders işlemekte ve aşağı yukarı benzer sorular sormaktadır. “Ofsayt olmayan durumları yazınız ve ofsayt olması halinde verilen cezayı açıklayınız.”. İdealist veya ileri düzey üniversitelerde ofsaytın tüm ayrıntılı yanlarını içeren kitaplar alınır, pasif ofsaytın ne olduğu dersten sonra öğrenciler arasında tartışılır, bazı öğrenciler ofsayt taktiğini ilk uygulayan Maldini ve Costacurta ikilisine hayranlık beslerler, ofsaytta yakalanmayan robot projesi yapılır.

Gel gelelim, tüm bunlara rağmen “bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak” diye düşüne düşüne üniversiteden mezun olan öğrencilerimiz onca yılı, onca sınavı boş yere geçirmişlerdir. Zira sorduğunuzda ofsaytın ne olduğu hatırlarında kalan öğrencileri bile bir futbol maçına hakem olarak atayamazsınız. Çünkü ne olduğunu anlamadığın, pratik olarak kullanamadığın teorik ezber, aslında beyninde boş yere yer kaplamaktadır. İş başvurusunda da “Diyelim ki forvetsiniz ve rakip kaleciye en yakın kişisiniz. Pas ister misiniz?” gibi bir soru karşısında afallayacaktır. Çünkü hayatı boyu öğrenmiş ama anlamamıştır.

Adam akıllı bir kişi çıkıp da “ya peki neden ofsayt diye bir kural var?” diye sorsa tüm sorun çözülecektir.

Sokaktaki çocuklara, birkaç kez futbol oynamışlara veya en azından maç izleyenlere ofsaytın ne olduğunu anlatmazsınız. Çünkü bilirler ki; ofsayt kuralı olmasa her takım rakip kalenin önüne bir tane adam koyup on kişi defans yaparlar ve her topu kaptıklarında ona atarlar. Demek ki mahalle aralarında beleş denilen şekilde gol atmayı engelleyecek bir şey olmalıdır, bunun çözümü de karşı kaleye en yakın adamın rakip takım oyuncusunun gerisinde olmasıdır.

Onca eğitim yılı, bir iki satırı ezberletip sınav yapacağına, öğrencileri bir kere futbol sahasına koyup maç yaptırsa veya maç izletse veya neden böyle bir kuralın konma ihtiyacı hissedildiğini açıklasa ve öğrencilerin merak duyguları geliştirilse eğitim sistemimizin çoğunun vakit kaybından başka bir şey olmadığı düşüncemi biraz olsun yenebileceğim…

Şu anki ezberci eğitim sistemi; bilgiye aç çocuklara gıdayı ambalajıyla yutturmaya çalışmaktan başka birşey değil. Bırakın da çocuklar içini açsın, severek yesin ve sindirsin. Sonradan kendisi başka öğrenecek şeyler aramaya koyulacaktır zaten…

“İlim, ezber edilen şey değil, ezber edilen şeyden temin edilen faydadır.” Şafi