İnterneti işe girmek için kullanmak

Ben freelance olarak çeşitli işler yaparken bir yandan da üniversite okuyordum. Bu arada kulüpler, projeler idare ettiğim için aynı bölümde veya fakültede okuduğumuz çok arkadaşım vardı. Birlikte okula giriş yaptığımız dönem mezun oldu. Sonra bi alt sınıflar da. Bir mezunun başına neler geldiğini yıllarca arkadaşlarımdan bizzat duyarak öğrendim. Bir sonraki dönem mezun olduğunda da aynı şeyleri yaşıyordu. Hangi dönem mezun olursa olsun, ilk üç sene aynı oranda kişiler aynı tercihleri yapıyorlar, başlarına aynı şeyler geliyordu.

Biz universite okurken, insanlık tarihine müdahale eden bilgi çağının son aşaması olan Facebook kurulmuş, günlük hayat internete taşınmıştı. Bizim dönemimiz üniversiteden mezun olduğunda ilk kez bazı arkadaşlarımdan, işe girmeden önce mülakat için başvuran isimlerin Google’da aratıldığı ile ilgili bir şeyler duydum. Sonraları bu düşünceler yaygınlaştı, bununla ilgili makaleler okumaya başladık.

İşte online itibar kavramı ile tanışma hikayem de o günlere rastlar. Patronlar mezunların isimlerini Google’da aratacaktı. Peki ne bulacaktı?

Sosyal medyanın yeni günleri olduğu için bizim dönemimiz bu konuları hiç düşünmemişti. Aslında zaten sistem, mezun olmaya odakladığı öğrencinin başka bir şeyle ilgilenmesine izin vermiyordu. Üniversitenin son dönemi alelacele CV’sine yazacak bir şeyler arayan öğrenciler hızla geçen dönemin ardından mezun oluyor ve kendilerini suçlu hissediyorlardı.

Bilmediği halde CV’sine yabancı diller, bilgisayar programları, tecrübeler ekleyen pek çok kişi içinde bir başka şey dikkatimizi çekti. Bir mezun arkadaşım mülakat anısını anlattı. Son birkaç kişiye kaldığında konu Samsun’dan ve üniversitesinden açılmış. Türkiye’de birkaç tane olan planetaryumlardan birinin de orada olduğunu bilen yönetici, arkadaşımıza burayı ziyaret edip etmediğini sormuş. “Keşke evet diyebilseydim” demişti arkadaşım. Bir gezinin bile bir fark yaratabileceğini o gün anladım.

Sonradan anladım ki, iş ile ilgili esas konu her gün bir arada geçirilecek zamanla da ilgili. İş bilir olmak elbette çok önemli, ancak daha az iş bildiği halde sosyalliği, enerjisi, insan ilişkileri ile öne geçmek çok daha yaygın bir durum. Çünkü bir iş arkadaşı aynı zamanda neşeli, esprili, konuşması keyifli biri olursa şirket ve oradaki ekip iki kere kazanır. Üstelik, iş konusunda anlaşmak da kolay olacağı için işler de hızlı ve sorunsuz yürür.

İnternete bu şekilde yansıtılabilecek pek çok özellik var. Hangi proje üzerinde çalışıldığından ilgili alanlarına, bir blog tutuyor olmaya kadar pek çok fikir verme olanağı var. İnternette bunlar daha kolay. Bir insan karşılıklı konuşmada heyecanlanıyor olabilir ama internette mükemmel bir portfolio oluşturabilir. Belki de bu davranışı onu yüzlerce aday arasında öne geçirecektir.

Bizim neslimiz hiç olmayan bir nüfus artışı ile geliyor. “Akademik enflasyon” da denen bu duruma göre, üniversite mezunu olmak zaten iş bulmak için yeterli sebep değil. İnanılmaz sayıda mezun zaten var ve her sene çok daha fazlası bir parabol çizerek artış gösteriyor. Mülakatlarda ingilizce, ehliyet gibi şartların, gerekli olmasa da kriter olarak konulduğunu çok gördüm. Çünkü yüzlerce kişi arasından eleme yapmak için bir sebep gerekli. Büyük kitleleri bir şekilde eledikten sonra öne çıkanlar arasında tercih yapılıyor.

İnternet, hem büyük kitlelerden bir insanın kendisini ayırması için hem de son birkaç kişi arasından öne çıkması için yeterli bir faktör.

Alanında meşhur bir üstadın üniversitemizi ziyareti sırasında konferans sonunda bir akademisyenin odasındaydık. Mühendislik okuyan iki arkadaş, çalışmalarını anlatarak yanında staj yapmak için kendisinden izin almaya çalıştılar. Bir tanesi çalışmaları için web sitesinin adresini söyledi, üstad siteye girdi ve inceledi. Diğer arkadaş bu çalışmalardan daha iyilerini yaptığını söylediyse de elinde kanıtı yoktu. Kanıtlanamayan bilgidense gözle görülen çalışmalar iki kişiyi birbirinden hemen ayırmıştı. Bir tanesi o konuda gerçekten çalışma yapıyor, diğeri ise sadece yaptığını iddia ediyor gibi bir görüntü oluşmuştu.

Hayatta her an işle ilgili olsun veya olmasın, çeşitli tecrübeler birikiyor. Rasladığı aforizmaları Twitter’a, ilgi alanları ile ilgili görselleri Pinterest’e, aktivitelerinden birer anıyı Instagram’a, çalışmalarını Behance’ye, iş geçmişini LinkedIn’e kayededen kişi, diğer insanlardan daha yavaş gidiyor bile olsa internette itibar biriktirir.

Böyle küçük detayların son derece basit etkiler oluşturduğunu ve sonunda hayatında değişikliğe yol açacak büyük etkiler sağladığına çok şahit oldum…