İnternet ve teknoloji ne işe yarar

Babam kitapçı, küçüklükten beri kitaplar arasında ömrüm geçti.

İlkokula gidiyordum. Dükkanda bir üniversite hocası benim müşteriyle ilgilenmemi, kitapların yerlerini bilmemi, tavsiyelerde bulunmamı gördü. Ve bana hayati bir tavsiye verdi; “Yaz. Her gün mutlaka yaz. İster karala, ister liste tut, ister saçmala, ister bir yere bakıp yaz. Ama her gün mutlaka yaz.”.

Hayatımızda bazen bu tavsiyelerin kıymetini anlamayız. Bazen anlarız ama üşeniriz. Alışkanlığımız olmasını istediğimiz bir sürü şey vardır, ama bize uymuyordur.

Ben de bir süre bunu denedim. Ama gıcır gıcır ajandaların hep sadece ilk sayfalarını doldurabildim, sonra bir köşeye bıraktım, unuttum. Şiir bile yazdım ama hiçbir şeyde sürekli olamadım.

İnternet çıktığında hayatım değişti.

Artık bir yazı yazdığımda insanlar okuyordu, yorum yapıyorlardı, eleştiriyorlardı. Bir gündem, bir süreklilik oluşmuştu. Yeniden yazmak için bahanelerimi bulmuştum. Bu hislere sarıldım, bloglar açtım, saçmaladım, karaladım. Pişman olacağım şeyler de yazdım, ama nihayetinde kendi üslubum, yazılarım oldu. Bir gün bir baktım ki, yıllar boyu ortalama her üç günde bir yazı yazmışım. Kitap olacak kadar yazılarım ortaya çıkmış. Yılları boş geçirseydim, şu anda ne kadar zamanım olursa olsun bütünlük oluşturacak bir şey yazamazdım.

Küçükken aldığım tek iyi tavsiye yazmak konusunda değildi. Bir gün birisi demişti ki; “Kitaplar bir cümle için okunur. Her kitabı eline alışında o cümleyi bul ve not et. O kitaptan aklında o kalsın. Her yeni kitapta, o güne kadar rastladığın benzer cümleleri atla, daha önce aklında hiç yer almamış orjinal şeyleri kaydet.”.

Çocukluk ve gençliğimde dünya klasiklerinden fantastik kurguya, Jules Verne’den John Steinbeck’e kadar yolculuklarımda bu sözü tutmaya üşendim. Okuduğum kitaplar bir köşede idi ama benim aklımda sadece kitabın akıcı olup olmadığı kalmıştı.

İnternetin bana hayattaki en büyük ikramlarından birini bu konuda yaşadım. İlk günlerdi, sosyal medya yoktu, birkaç “nerd” olarak bizler vardık. Elimde Tolstoy’un bir kitabı. İlk kez bir kitaptan beğendiğim bir cümleyi bir yere not ettim; internete. Çok güzel bir duyguydu. İnternete bir şey ilave etmiştim.

Yıllarca bugün internette gördüğüm pek çok sözü ilk kez ben yükledim. Trevenian’dan Oscar Wilde’ye kadar. Facbook’un ilk günleri ben günlük tutar gibi sözler paylaşıyordum. Twitter çıkınca buraya not etmeye başladım. Google’a bir söz aratılınca benim siteme ulaşanlar çoğalmıştı. Bu kişilerle kitap sohbetleri yapıyorduk, Google Adwords bana “reha sözler” diye arama yapan yüzlerce kişi olduğunu söylemeye başladı.

Sonra çok ilginç bir şey oldu. Farkettim ki konuşurken kitaplardan örnekler veriyorum. Fikrimi savunurken Sun Tzu’dan Albert Camus’tan destek alıyorum. Kimse onların sözünün üstüne söz söylemiyorlardı. Söyledikleri anda daha beni savunacak Schopenauer’lar Cemil Meriç’ler vardı.

Her konuda karşılıklı fikirler okuyarak seçim yapıyor, fikirlerimi fikirlere dayandırıyordum. Sonra bir baktım ki kitapları o kitaptan not ettiğim yeni ve daha önce duymadığım fikirlere göre sınıflandırıyorum. Okuma üslubu edinmiştim, okuduğum yeni bir kitap raftaki pek çok kitabı başkalarına hediye etmeme yol açtığına göre doğru sırayla kitap okumayı da öğrenmiştim.

İşte internet, güzel bir tavsiyeyi böyle hayatıma geçirmemi sağladı. Hayatımın pek çok önemli anında ve bugün iş hayatımda dahi fikri referansların katkısıyla bir şeyler kazandım. Kitaplar, bir üniversite bitirmekten çok daha fazla işime yaradı.

Bunlar oldukça şunu keşfetmiştim ki, her ne yapıyorsam bilgisayar daha iyi yapmamı sağlıyordu.

Yaptığım futbol videoları izlendikçe daha şıklarını yapmaya çalışarak animasyon yapımını öğrendim, sinema teknolojileri üzerine konferans verdim, stüdyo kurdum, bu işi meslek edindim.

Online tartışmalarda karşıt görüşe karşı işin doğrusunu ispatlamak için araştırmaya giriştiğim bazı fikirlerimde haksız olanın ben olduğunu gördüm, daha doğru fikirlere geçiş yaptım.

Topluluklar kurmada, işletme yönetiminde, öğrenmede, insanlara ulaşmanın çeşitli yollarında yani daha pek çok konuda internet hayatımı düzene sokma ve işleri zaman içinde yapmada işime yaradı.

Oğuz Manas’ın hayatını mutlaka okuyunuz. Bizim gençliğimizin bilgisayarla bugün yapamayacaklarını, Türkiye’ye ilk bilgisayar geldiğinde yapmış bir insandır.

İnternet ve teknoloji, yapmayı istediğin veya zaten yaptığın şeyleri çok daha iyi yapmana yarar. Bu işten para kazanırken dahi bilgisayar başlı başına amaç değildir.

Değişimin nedenini anladığımız anda amacı dahilinde kullanılan teknoloji bizi çağa taşır. Hangi çağda olursak olalım, o çağın insanı olduğumuz sürece insanların çoğunluğunun ötesindeyizdir. Hayat aslında oldukça basittir. Tekerlek çoktan icat olundu, yükleri sırtımızda taşımayı, hesapları kafadan yapmayı, sorunlar içerisinde boğuşmayı, herkesle aynı problemleri yaşamayı bırakalım. Çağın araçlarını kullandıkça içimizdeki gerçek kişi ortaya çıkacaktır.